kurulum

  • Digital Pazarlama Nedir?

     

    Dijital pazarlama, bir hizmet veya ürünün dijital ortamda pazarlanma sürecidir. Dijital dünyanın etkisinin farkına varan firmalar, halihazırda geleneksel pazarlama organları yerine dijital ortamdaki mecralarda pazarlama çalışmaları yapmaya yönelmiş durumdalar. Bu platformlarda tüketiciler ile interaktif bir iletişim sağlayan firmalar, bu sayede etkili geri dönüşler alarak çalışmalarına yenilikçi yaklaşımlarla devam ediyorlar.

    Günümüzde firmaların dijital pazarlamayı geleneksel pazarlamaya göre daha çok tercih etmesinin en büyük nedenlerinden birisi de firmaların hedef kitlelerine birçok platformlarda daha etkili ve daha az harcama yaparak ulaşabilmesidir.

     

    Dijital Pazarlamada Kullanılan Mecralar

     Sosyal Medya Platformları

    Facebook, Twitter, Instagram, Pinterest, LinkedIn, Youtube, GooglePlus platformlarının yönetimleri.

     İçerik Pazarlama Platformları

    Web sitesi, blog ve vlog platformlarında ürün veya hizmetlerin tanıtımlarının yapılması.

    Mobil Cihazlarda Pazarlama

    Android veya İOS uyumlu cihazlarda uygulama yapılması ve uygulamalar üzerinden tanıtımlar yapılması. Ayrıca, dijital pazarlama çalışmaları için kullanılacak diğer platformların mobil cihazlara doğru bir şekilde entegre edilip bu cihazlardaki çalışmaların yapılması.

    E-Mail Pazarlama

    Tüketicilere ulaşılabilecek datalar toplandıktan sonra strateji belirlenerek mail çalışmaların yapılmasının ardından tüketicilere ulaşılması ve raporlama çalışmalarının yapılması.

    E-Ticaret Siteleri

    Ürün veya hizmet satışı yapan E-ticaret sitelerinde içeriklerin oluşturulması, yönetimi, ürün veya hizmetlerin pazarlama çalışmaları ve raporlamaları.

    Dijital Reklamcılık

    İnternet dünyasındaki tüm dijital medya araçları bir arada değerlendirildikten sonra hedef kitleye uygun platformlar belirlenir ve gerekli çalışmalar yapılır.

  • KOLEKTİF ŞİRKET NASIL KURULUR?

    KOLLEKTİF ŞİRKET NEDİR?

    6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu?nun 153 üncü maddesinde ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek maksadıyla sadece gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirisinin mesuliyeti şirket alacaklarına karşı tahdit edilmemiş olan şirketin kolektif şirket olduğu belirtilmiştir.

    KOLEKTİF ŞİRKET NASIL KURULUR?

    Ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanan ve en az iki kişiyle kurulabilen kolektif şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya hiç olmazsa ortaklardan birinin adı ve soyadıyla şirketi ve nevini gösterecek bir ibareyi ihtiva etmektedir.

    Kolektif şirketlerin kuruluş aşamasında aşağıdaki hususları yerine getirmek zorundadırlar:

    1. Ticaret unvanı seçmek,(Ticaret Unvanı Seçerken Dikkat Edilecek Hususlar)
    2. Ticaret unvanını ve ortakların şirket unvanının altına atacakları imzalarını notere tasdik ettirmek,
    3. Şirket sözleşmesinin on beş gün içinde şirketin faaliyet gösterdiği bölgede yetkili olan ticaret sicili memurluğuna tescil ettirmek ve noter tasdikli imza beyannamesini teslim etmek,
    4. Bütün ortakların fotoğraflı nüfus cüzdanlarının ticaret sicili memurluğuna teslim etmek,
    5. Türk Ticaret Kanunu?nun 157 nci maddesinde gösterilen bilgileri içeren kayıt beyannamesini ticaret sicili memurluğuna teslim etmek,
    6. Ticaret Sicili Tüzüğü?nün 29 uncu maddesine göre düzenlenecek olan taahhütnameyi ticaret sicili memurluğuna teslim etmek,
    7. Şirket kurucularının onaylı nüfus cüzdanı sureti ile ikametgâh ilmühaberlerini ticaret sicili memurluğuna teslim etmek,
    8. İşletmenin faaliyet gösterdiği bölgedeki yetkili olan ticaret odasına veya ticaret ve sanayi odasına kaydolmak,
    9. İşletmenin ve ticaret unvanının tescil edildiğini gösteren ilanın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlatmak,
    10. Vergi dairesi ve sosyal güvenlik kurumu kayıtlarını gerçekleştirmek.

    KOLEKTİF ŞİRKET KURULUŞ İŞLEMLERİ

    Kolektif şirketlerin tescil ve ilan ettirecekleri şirket sözleşmelerinde 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu?nun 155 inci maddesi gereğince aşağıdaki hususların yer alması gerekmektedir:

    1. Ortakların ad ve soyadları, adresleri, uyrukları,
    2. Şirketin ticaret unvanı,
    3. Şirket merkez adresi,
    4. Şirketin işletme konusu,
    5. Ortakların taahhüt ettikleri sermaye miktarları,
    6. Şirketi temsile yetkili kişilerin ad ve soyadları ile temsil şekilleri.
     
     
     
  • Kurumsal Siber Güvenlik Nasıl Oluşturulur?

     

    Güvenlik tavrı, kurumun her köşesine taşınmalı; İnsan Kaynaklarından Muhasebeye veya Mühendislik birimlerine kadar her çalışanı kapsamalıdır. Ayrıca, şirket dahilindeki her türlü girişimde olduğu gibi, yönetici teşviki kritik önem taşır.

    İdari yönetim ve insan kaynakları, çalışanlar için düzenli olarak eğitim programları yürütmelidir. Çalışan eğitimine ara verilmemelidir ki siber güvenlik üzerine yaptığınız vurgu her zaman etkili ve net olarak kalsın.

    Her ne kadar siber güvenlik çoğu zaman insanları, süreçleri ve teknolojileri bir araya getirerek elde edilse de, bir adım geri atmalı ve daha temel sorularla başlanmalıdır: Fiziksel erişim konusunda ne yapmalıyız? Çalışanlarımız fiziksel erişim hakkında ne biliyor? Çalışanlarımız fiziksel erişim güvenliği hakkında ne biliyor? Sosyal mühendislik içeren saldırılara karşı nasıl yeni güvenlik katmanları oluşturabiliriz? Çalışanların yeterliliğini nasıl ölçeriz?

    TUTARLI MESAJ

    Evet, ilk olarak eğitim ve farkındalıkla başlıyoruz ama yönetici desteğiyle başlayan bir siber güvenlik ve istikrarlı eğitim programlarıyla desteklenmiş daha yerleşik bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Tıpkı eğitiminde olduğu gibi, yazılı zorunlu kurallar idari yönetimden insan kaynaklarına, daha sonra üst yönetime, orta yönetime ve vs. herkesi kapsamalıdır. Eğer güvenlik mesajınızı iletmede kararlı olursanız, kurumun çalışma kültürüyle nasıl entegre hale geldiğini gözlerinizle göreceksiniz.

    Özellikle bir konu var; o da klavyeyi kilitlemeden yerinden ayrılanların diğer çalışanlar tarafından bu ?güvenliksiz? hareketi için uyarılması. Tıpkı üretim bandında yanlış yapan bir çalışanın uyarılmasında olduğu gibi. Ya da, tesise kendi giriş kartıyla başkalarını sokanların engellenmesi ve herkesin kendi güvenlik kartını kullanması gibi.

    Bir güvenlik kültürü oluşturmak, sadece eğitim ve öğretimle ulaşılabilecek bir hedef değildir. Aynı zamanda günlük antrenmanlar da düzenlenmelidir. Kritik altyapı, üretim, taşıma, uzak iletişim, finans, hastaneler, sağlık hizmetleri ve enerji kaynakları gibi bazı sanayilerde güvelik harika olmasa da iyi düzeydedir ve giderek de iyileşmektedir. Fakat küçük ve orta boy işletmelerde atılması gereken daha çok adım var.

    Bir keresinde tanıdığımız bir arkadaşımız, çalıştığı şirketin veri tabanıyla alakalı olarak bir fidye yazılımı saldırısına uğradı. Probleme çözümsel açıdan baktığımızda, veriyi geri yüklemenin boşa harcanacak bir çaba olacağını anlamamız uzun sürmedi. Çünkü fidye yazılımı aynı zamanda ana veri tabanını da etkilemekle kalmamış; yedekleme veri tabanlarını, operasyonları, finansı, muhasebeyi ve insan kaynaklarını da rehin almıştı. Herkesin aklının köşesinde bir yerde güvenlik algısını tuttuğu bir çalışma ortamı yaratılmamıştı. Gerisi ise çorap söküğü gibi geldi ve şirketi tam bir siber güvenlik kabusuyla yüz yüze bıraktı.

    SİBER GÜVENLİK KÜLTÜRÜNÜN TEMEL UNSURLARI

    Güçlü bir siber güvenlik kültürü oluşturmak insanlarla başlar ve tutarlı ölçüde gayret ve zaman ister. Aşağıda sağlıklı bir siber güvenlik kültürünün gerektirdiği başlıca unsurları bulacaksınız:

    1. İdari destek ? Bunun anlamı gerçek bir destek, sadece destekten bahsetmek değil. Yani şirket liderleri; bütçe ayırma, belli başlı kurumsal roller oluşturma, herkese açık destek iletişimi kurma ve hedeflere ulaşmayla gerçekten siber güvenlik için etkin bir seviyede olmalıdırlar.

    2. Kurallar ve prosedürler ? Bu genelde insan kaynaklarıyla ilgilidir ve bu alandaki iyi şirketler, siber güvenlik üzerine çalışanları için net kurallar ve alışkanlıklar yürütürler. Yani, fiziki güvenlikten USB çubuklarının kullanımına kadar her şeyin ?Yapılacakları ve Yapılmayacakları? çıkarılır.

    3. Eğitim ? Bir kurallar kılavuzu hazırlayıp duvardaki rafa tozlanmaya bırakmak yermez; şirketler bünyelerine çalışan eğitimi ve farkındalık programları eklemelidir. Bunlar içinde video gösterimleri, sınıf eğitimleri, Web tabanlı veya diğer eğitimler de olabilir. Burada önemli olan şey, vazifenin işlevine göre uygun eğitimler verilmeli ve bu eğitimler en az yılda bir kere yenilenmelidir. Ayrıca çalışan katılımı gözlenerek, içeriğin çalışanlara ulaştığından emin olunmalıdır.

    4. Sınama ? Çalışan özverisini ölçtüğünüz sınavlar ve testler ciddi bir siber güvenlik kültürü yaratılabilir. Bu testler içinde ?phishing? egzersizleri ve diğer dahili sınavlar yer alabilir. Mesajı almada çalışan özverisini takip ederek eğitimi ve katılımı gözlemleyebilirsiniz. Ödüller, cezalar ve diğer bilgilendirmelerle çalışanları angaje edebilir ve hatta bunu eğlenceli bir şekilde bile başarabilirsiniz.

    5. İletişim ? Siber güvenlik sürekli biçimce şirketin konu başlıklarında biri olarak kalmalıdır. Dahili duyurular, posterler, hikayeler ve diğer bilgilendirmeler, sağlıklı bir kültürün yeşermesinde yardımcı olacaktır.

    Siber güvenlik cephesinin ilk ve en önemli unsuru insanlardır. Bu konuda herkesi ortak bir paydada toplamak ve rollerini anlamalarına yardım etmekle risk düzeyini düşürecek ve şirketin büyümesine ve güçlenmesine katkı sağlayacak yeni fikirlerin özgürce gelişmesine yardımcı olacaksınız.

  • KVKK Danışmanlığı ,Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kişisel Veri Nedir?

    Bir bireyin etnik kökeni, politik düşünceleri, dini inançları, ticari ilişkileri ve üyelikleri, biyometrik datayı da kapsayan genetik verileri, sağlık bilgileri gibi tanımlanmasına katkı sağlayan önemli bilgiler kişisel veri olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda sadece bireyin adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi onun kesin teşhisini sağlayan bilgiler değil, aynı zamanda kişinin fiziki, ailevi, ekonomik, sosyal ve sair özelliklerine ilişkin bilgiler de kişisel veri sayılmaktadır. Bir kişinin belirli veya belirlenebilir olması, mevcut verilerin herhangi bir şekilde bir gerçek kişiyle ilişkilendirilmesi suretiyle o kişinin tanımlanabilir hale getirilmesini ifade eder. Yani verilerin; kişinin fiziksel, ekonomik, kültürel, sosyal veya psikolojik kimliğini ifade eden somut bir içerik taşıması veya kimlik, vergi, sigorta numarası gibi herhangi bir kayıtla ilişkilendirilmesi sonucunda kişinin belirlenmesini sağlayan tüm halleri kapsar. İsim, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, genetik bilgiler gibi veriler dolaylı da olsa kişiyi belirlenebilir kılabilme özellikleri nedeniyle kişisel verilerdir.

    (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı (1/541) ve Adalet Komisyonu Raporu)

    KVKK Yerel Bir Mevzuat mıdır?

    Çok özgün sayılmayan 6698 sayılı bu kanunumuzun ilham kaynağı olan EU GDPR (Avrupa Genel Veri Koruma Yönergesi) da tıpkı 6698 sayılı KVKK gibi 2018 yılı baharına kadar hazırlıkları tamamlamış olma konusunda veri toplayan kurumlara gün vermiş durumdadır. 6698 sayılı KVKK, Avrupa’daki muadili GDPR ile birlikte veri sorumlusu olarak adlandırılan kurumları epeyce etkileyecek ve iş yapma pratiklerini epey dönüşüme uğratacak bir öneme sahiptir.

    KVKK’nın Getirdiği Düzenlemeler

    6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, sahibinin izni olmadan kişisel verilerin işlenmesini önleyecek düzenlemeler getirmektedir. Bu kanuna göre bireylerin izni olmadan verilerinin işlenmesi suç olarak değerlendirilmektedir.

    İlgili kurumun bireyin iznini almak istemesi halinde hangi tür verileri alıp hangi amaçlarla kullanacağına dair açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirme yapması gerekmektedir. Aynı zamanda bu bilgilendirme, verilerin kimlerle paylaşılacağı ve ne zamana kadar saklanacağı konularını da kapsamalıdır.

    Bu düzenlemeyi yürütmek üzere oluşturulan Kişisel Verileri Koruma Kurulu verileri toplayan/işleyen kurumları 6698 sayılı KVK kanunu ile kayıt altına alıp regüle edecek. Bilgilerini alıp işleyen/işleten kurumlar ile problem yaşayan veri sahipleri bu resmi kuruma başvurup şikâyette bulunabilecek. Bu kurul, yukarıda bir kısmı belirtilen kuralları uygulamayan kurumlara altı sıfırlı rakamlarla para cezası vermek ve hatta bazı durumlarda kusur, ihmal ve kötü niyet sahibi yetkililere hapis cezasının yolunu açmak gibi yaptırımları uygulama yetkisi olan bir kurum olarak tanımlanmaktadır.

    KVKK’ya neden ihtiyaç duyulmuştur.

    KVKK Hangi Kurumları İlgilendiriyor?

    Gerçek bir kişi ile bağlantısı kurulabilecek yukarıda tanımı verilmiş kişisel verileri alan ve saklayan her kurum bu kanunun kapsamına girmektedir. Bu nedenle bu tür süreçleri işleten kurumların kanuna uyum için bir dizi çalışma yapması gerekmektedir.

    Kanuna Uyum için Yapılması Gerekenler

    Yapılacak çalışmalar şöyle listelenebilir:

    – Tüm bilgi varlıklarının gizlilik, bütünlük ve erişilebilirlik gibi güvenlik işlevlerini sağlamak, yani Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi (BGYS) standartlarına göre çalışmak
    – Müşterilerden alınan/alınacak veri türlerini belirlemek üzere stratejiler oluşturmak
    – Bir veri envanteri oluşturmak

    – Geçmişe dönük olmak üzere- ağ sistemlerindeki yapılandırılmış / yapılandırılmamış TÜM verileri tespit etmek
    – Kayıt altına alınmış kişisel verileri niteliklerine göre sınıflandırmak
    – Geçmişe dönük olmak üzere- verisi saklanmak istenen TÜM müşterilere ulaşmak ve kurumun niyetleri konusunda müşterileri bilgilendirmek
    – Veri işleme amaçları konusunda bilgilendirilen çalışanlar ve müşterilerin rızasını makul yöntemlerle almak
    – Yukarıdakilerin tamamını sürdürülebilir şekilde uygulamak için teknolojiler, politikalar ve sistemler geliştirmek
    – Belli dönemlerde değerlendirme, gözden geçirme ve iç denetim faaliyetleri gerçekleştirmek
    – Belli aralıklarla sistemlerin güvenliğini ve verilerin korunmasını sağlamak adına Penetrasyon/Sızma Testi gibi etkili çalışmalar yapmak
    – İç denetimler, Penetrasyon Testi vb. uygulamalar sonrasında elde edilecek sonuçlar ile kurum yönetim sistemine sürdürülebilirliği sağlayıcı katkılar yapmak

  • Marka Bilinirliği Artırmada Yapılan Yanlışlar

     

                                     

    E-ticaret sisteminde marka bilinirliğini arttırmak, rekabet halinde bulunduğunuz firmaların önüne geçebilmek ve satışlarınızı arttırabilmek adına çok önemlidir. Marka bilinirliğinizi arttırmak için, dijital pazarlama ile ilgili planlamalar yapıp bu planları doğru bir şekilde hayata geçirmeniz gerekiyor.

    Nitekim, bazı markalar bu çalışmaları yaparken bazı yanlışlar yapıyorlar. Bu çalışmalar sonucunda, marka bilinirliğini arttıramayan firmaların dijital pazarlama alanındaki çalışmalara olan güvenleri de sarsılmış oluyor.

    Marka bilinirliği arttırmak için yapılan çalışmalardaki yanlışları inceleyelim:

    Pahalı Reklamlar Vermek Tek Başına Yeterli Olur

    Etkileşim oranlarını arttırmak, marka bilinirliğini arttırmada önemli bir rol oynamaktadır. Etkileşiminizi arttırarak kullanıcıların aklında yer edinebilir ve yeni alıcılara ulaşabilme fırsatı yakalarsınız. AdWords ve sosyal medya platformlarındaki reklam araçlarıyla, aşırı harcama yapmadan da doğru kurgulanmış reklamlarla etkileşim oranınızı yükseltebilirsiniz.

    Zira, hizmet kalitenizi iyileştirmeniz, satış sonrası desteğinizi rekabet ettiğiniz markalardan daha iyi sunmanız, ürün kalitenizi artırmanız öncelikli olarak yapmanız gerekenler arasındadır. Bu hususlar sağlanmadan sadece reklamlarla etkileşim oranınızı arttırmanız mümkün olmayacaktır.

    Herhangi bir mecrada markanıza reklamlarınızı ısrarla sürdürmeniz, marka bilinirliğinizi arttırmanın aksine marka bilinirliğinize zarar bile verebilir. Online mecralarda devamlı reklam yapmak, reklamları izlettirmeye zorlamak ve bunu çok uzun süre devam ettirmek marka bilinirliğinizi olumsuz yönde etkileyecektir. Bu nedenden dolayı reklamlarınız yayın sürelerini doğru kurgulamalısınız.

    Sosyal Medya Tek Başına Yeterli Olur

    Marka bilinirliğinizi arttırmak adına sosyal medya platformları tek başına yeterli olmayacaktır. Sosyal medya platformlarındaki kullanıcılarla etkileşime geçerek etkileşim oranlarınızı arttırabilirsiniz. Zira, sadece bu alana yatırım yapmanız faydalı olmayacaktır.

    Bu mecralarda sadece markanızı, ürünlerinizi ve hizmetlerinizi tanıtacak içeriklere yönelerek kullanıcıların ilgisini çekemezsiniz. Genellikle iyi vakit geçirmek için kullanılan bu mecralarda bu duruma hitap edecek içerikler oluşturmanız faydalı olacaktır.

    Ne Yapmalı ?

    Öncelikle dijital pazarlama çalışmalarının bir bütün olarak ilerlemesi gerektiğini unutmamalısınız. Bu duruma istinaden tek bir kanala ağırlık vermeniz marka bilinirliğinizi arttırmak adına faydalı olmayacaktır.

    İçerik pazarlaması için çalışmalar yaparken bu çalışmaları sosyal mecralarla desteklemelisiniz. İçerik oluşturup SEO’nuzu güçlendirip, Google üzerinden de trafik almalısınız. Sosyal mecralardaki etkileşiminizi artırmak için reklam çalışmalarının haricinde de doğru kurgulanmış sosyal medya içerikleriyle etkileşiminizi artırmalısınız. AdWords kullanarak da arama sonuçlarında öne çıkmayı unutmamalısınız.

    Çalışmalarınızı bir bütün halinde ilerleterek marka bilinirliği arttırma konusunda başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz.

  • Nasıl Şahıs Şirketi Kurulur?

     

    Bireysel olarak kurabileceğiniz şahıs şirketleri, anonim veya limited şirketlerden daha küçük bir yapıya sahiptir. Şahıs şirketi kurma süreci, anonim veya limited şirket kurma sürecinden daha az zahmetli ve daha hızlıdır. Daha kısa bir sürede vergi mükellefi olarak şahıs şirketinizi kurabilirsiniz.

    Şahıs Şirketi Kurmanın Avantajları

    Şahıs şirketi kurarken diğer şirket kurulumlarına göre daha az evrağa ihtiyacınız vardır. Daha az maliyetle daha hızlı bir şekilde şirketinizi kurma imkanına sahip olabilirsiniz.

    Kurulan şirkette yetki ve sorumluluklar tamamen bir kişiye aittir. Ayrıca şahıs şirketinin bir diğer avantajı da mali müşavir veya muhasebeci ücretlerinin düşük olmasıdır. Vergi sistemleri kademelidir ve defter tasdik ücretleri düşüktür.

     Şahıs Şirketinin Dezavantajları

    Şahıs şirketinin avantajlarının yanında bazı dezavantajları da vardır. Gelir vergisi kademeli olduğu için, gelir oranı yükseldikçe ödeyeceğiniz vergi oranı da yükselir.

    Gelir oranına endeksli olarak vergi oranınız %35 e kadar yükselebilir. Zira, limited şirketlerde vergi oranı sabit durumdadır.

    Peki Nasıl Şahıs Şirketi Kurulur ?

    Şahıs şirketi kurma aşamasında öncelikli olarak bazı belgeri edinmek zorundasınız. İlk olarak işe başlama bildiri formunu doldurmanız gerekir. İkinci işleminiz iki adet ikametgah belgesi çıkartmak olacaktır. Bu işlemi de gerçekleştirdikten sonra 2 adet noter onaylı nüfus cüzdanı suretine sahip olmanız gerekir. 2 adet imza beyannamesi almanızda şahıs şirketi açabilmeniz için gereken evraklar arasındadır. Son olarak firmayı kuracağınız adres size ait ise tapunuzun fotokopisi eğer size ait değil ise iş yeri olarak kullanacağınız ev ya da ofisin kira kontratına sahip olmanız gereklidir.

    Yukarıdaki belgelerin hepsini bir araya getirdikten sonra ise iş yerinizin alakalı olduğu vergi dairesine bir dilekçe yazmanız gerekecektir.

    Şahıs Şirketi Kurmak İçin Ne Kadar Harcama Yapılır?

    İmza sirküleri, dökümanlar ve bu süreci sizin adınıza yürütecek olan muhasebeci veya mali müşavire ödeyeceğiniz ücretler de dahil toplamda 600 TL – 800 TL miktarları arasında değişebilir.

    Bu miktarlar bölgeye ve muhasebeciye göre değişiklik gösterebilir. İş yapacağınız sektör ve iş alanına göre ticaret odası, esnaf odası vb. odalardan biri veya birkaçına kayıt yaptırmanız da gerekli olabilir. Bu konularda muhasebecinizden daha detaylı bilgiler edinebilirsiniz.

    Şahıs Şirketleri E-Ticaret Sistemi Kurabilir Mi ?

    Yazının bu kısmına kadar bahsettiğimiz aşamaları gerçekleştirdiğiniz takdirde, bir şahıs şirketi sahibi olarak e-ticaret yapabilir ve internetten ürün satabilirsiniz. İlk adımınız bir e-ticaret sitesi kurulumu için gerekli işlemleri gerçekleştirip, sitenizi açmak ve ürünlerinizi sitenizde satışa sunmak olacaktır. Şahıs şirketiniz aracılığı ile bankalara başvuruda bulunarak sanal pos alabilir ve kredi kartı ile de satış yapabilirsiniz.

    Kurmak istediğiniz işini planını tam olarak netleştirmeden şirket kurmak sizin için pek iyi sonuçlar doğurmayabilir. Bu duruma istinaden gerekli plan ve hazırlıkları tamamlayıp daha sonra şirketinizi kurmak daha doğru olacaktır.

  • Vergi Usul Kanunu Tebliğlerine göre e-Fatura, e-Defter ve e-Arşiv tanımları nedir?

               Vergi Usul Kanunu Tebliğlerine göre e-Fatura, e-Defter ve e-Arşiv tanımları aşağıdaki gibidir

    • E-fatura, 397 sıra lu VUK Genel Tebliğinde yer alan şartlara uygun olan ve elektronik belge biçiminde oluşturulmuş fatura olarak tanımlanmaktadır. E-Fatura, yeni bir belge türü olmayıp, kağıt fatura ile aynı hukuki niteliklere sahiptir.
    • Elektronik arşiv ise 433 No.lu VUK Genel Tebliğinde yer alan şartlara uygun şekilde

    elektronik ortamda oluşturulan faturanın elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi anlamına gelmektedir E-Fatura, e-fatura sistemine kayıtlı olan mükelleflere düzenlenirken, e-arşiv olarak düzenlenen fatura e-Fatura Uygulamasına kayıtlı olmayan vergi mükelleflerine ve vergi mükellefi olmayanlarla ilgilidir.

    • e-Defter ise Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince tutulması zorunlu olan defterlerin ilgili idareler tarafından belirlenen format ve standartlara uygun biçimde elektronik dosya biçiminde hazırlanması, bastırılmaksızın kaydedilmesi, değişmezliğinin, bütünlüğünün ve kaynağının doğruluğunun garanti altına alınması ve ilgililer nezdinde ispat aracı olarak kullanılabilmesine imkan tanımayı hedefleyen hukuki ve teknik düzenlemeler bütünü olarak tanımlanmaktadır.

    Bugüne kadar Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile yapılan düzenlemelerle aşağıdaki mükelleflere e-defter ve e-fatura uygulaması zorunluluğu getirilmiştir.

    • Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar,
    • Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar,
    • Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal

    edenler,

    • Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenlerden 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar,
    • Elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçme zorunluluğu getirilen mükellefler; tam bölünme, birleşme (devralma şeklinde birleşme ve yeni kuruluş şeklinde birleşme) veya tür (nev?i) değişikliğine gitmeleri halinde devrolunan veya birleşilen tüzel kişi mükellefler ile tam bölünme veya tür (nev?i) değişikliği sonucunda ortaya çıkan yeni tüzel kişi mükellefler,
    • 2014 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı 10 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler,
    • Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli I sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’ndan lisans alan mükellefler (Bayilik lisansı olanlar, münhasıran bu lisansa sahip olmaları nedeniyle bu kapsamda değerlendirilmez).

            Hazine ve Maliye Bakanlığı, e-defter, e-arşiv ve e-fatura uygulamasına dahil olan mükellef sayılarını artırmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda halen Gelir İdaresi Başkanlığı internet sayfasında1                   yayınlamakta olduğu Vergi Usul Kanunu Tebliği taslaklarında e-defter, e-fatura ve e-arşiv uygulamasının yaygınlaştırılmasına ilişkin düzenlemelere yer vermektedir.

    Halen yürürlükte olan Vergi Usul Kanunu Tebliğleri ile taslak düzenlemelere göre, bu uygulamaların yaygınlaştırılmasının genel çerçevesi aşağıdaki gibidir.