piyasa

  • Az Sermaye İle Nasıl İş Kurulur?

     

    Her ne kadar iş kurabilmek için büyük sermayeye ihtiyaç olduğu algısı yaygın olsa da, aslında düşük bütçe ile de iş kurulabilir.

    Büyük sermayelerle iş kurabilmek kendi içinde birçok avantajı barındırsa da, girişimciler düşük bütçe ile de iş kurmak durumunda kalabilir.

    Düşük bütçe ile iş kurmak başarıya giden yoldaki süreci biraz uzatabilir. Zira, düşük bir bütçe ile işe başlamak gelecekte bu işin büyümeyeceği anlamına gelmez. Nitekim, beklenmedik kapıların açılmasını da sağlayabilir.

    Bu yazımızda, az sermaye ile nasıl iş kurabileceğinizin üzerinde duracağız.

     Düzenli Gelirinizden Hemen Vazgeçmeyin

    Hali hazırda bir işiniz varsa, işinizden ayrılmak için acele etmeyin. Eğer sermayeniz varsa bunu işinizi kurmak için kullanacaksınız. Zira, hayatınıza devam edebilmek, faturalarınızı ödemek ve diğer giderlerinizi karşılamak için de paraya ihtiyacınız olacaktır. Yaptığınız girişimden hayatınızı idare edebileceğiniz kazançlar elde edene kadar, mevcut işinizden ayrılmamanız doğru bir tercih olacaktır.

    Hazırlığınızı Doğru Yapın

    Girişiminizde daha kısa bir süreçte olumlu sonuçlar görebilmek için, bilgili veya az çok fikir sahibi olduğunuz bir alana yönelmelisiniz. Fikir sahibi olmadığınız bir alanda bir iş kurmayı planladığınız zaman, öğrenmeniz gereken daha çok konu olacaktır. Bu konuları öğrenmek için hem ekstra harcamalar yaparsınız hem de daha fazla zaman harcarsınız. Bu sebeple ilgili olduğunuz konulara yönelmelisiniz.

    Ne kadar sermayeye ihtiyacınız olacağını hesaplamak için araştırmalar yapmalısınız. Firmanızı kurmadan önce, ihtiyaç listenizi belirlemelisiniz. Listenizde şirketinizi kurmak için nelere ihtiyacınız olduğunu tek tek not almalısınız. İşiniz için gerekli olan yazılımlar, programlar, altyapı, ofis ve benzeri ihtiyaçları listeleyerek, bu ihtiyaçların ne kadara mal olacağını not almalısınız.

    Gereksiz Giderlerden Kaçınmalısınız

    Öncelikle, işinizi kurma aşamasında mümkün olduğunca en az harcamayla maksimum işi yapmaya çalışmalısınız. Gereksiz harcamalardan kaçınmalısınız. Gereksiz olarak tespit ettiğiniz bütün harcamalardan uzak durarak, bütçenizi daha önemli durumlar için kullanabilirsiniz.

    İşinizin başlangıç aşamasında ücretsiz araç ve yazılımları tercih etmeniz faydalı olacaktır. Bu şekilde masraflarınızı azaltabilirsiniz. Başka bir alternatif olarak, ücretsiz olmasa da düşük maliyetli sistemleri de tercih ederek maliyetlerinizi düşürebilirsiniz.

    Nitekim, işinizi büyüttükçe kullandığınız sistemleri geliştirme şansına sahip olacaksınız.

    Reklam Ve Tanıtım Çalışmaları İçin Bütçe Oluşturun

    İşinizi kurduktan sonra da yapmanız gereken harcamalar olacaktır. Reklam ve tanıtım çalışmaları da bu harcamalarda en başlarda gelmektedir. Nitekim, işinizi kurduktan sonra tüketicilere markanızı, ürün veya hizmetlerinizi duyuramazsanız anlamsız olacaktır. Bu sebeplerden dolayı işinizi kurarken reklam ve tanıtım için ne kadar bütçe ayıracağınızı belirlemeniz gerekiyor.

    Sosyal Medya Platformlarından Ve Bloglardan Yararlanın

    İşinizi kurduktan sonra reklam ve tanıtım için bütçe ayıramıyorsanız, organik bir şekilde tüketicilere ulaşabilmek için sosyal medya platformlarından yararlanabilirsiniz.

    Hedef kitlenizin aktif bir şekilde vakit geçirdiği sosyal platformlar üzerinde ilgi çekici ve farklı içerikler üreterek belli bir kitle oluşturabilirsiniz. Ayrıca, blog içerikleri oluşturarak, ürünleriniz ve hizmetleriniz hakkında bilgiler paylaşabilir ve bu içerikleri de sosyal mecralarda takipçilerinizle paylaşabilirsiniz.

    Markanız için, organik etkileşimler elde etmek reklam ve tanıtım çalışmalarından etkileşim elde etmekten daha etkili olacaktır. Organik olarak etkileşim elde etmek için biraz sabırlı olmalısınız. Sosyal medya platformlarında ve bloglarda içerik üretmeye devam etmelisiniz.

  • Bitcoin Nedir?

     

     

     

    Bitcoin herhangi kuruluş veya bankayla iş birliği olmayan bir para birimidir. Her an değişiklik gösteren bir para birimi olduğu için tam olarak bir bitcoin’in Türk lirasındaki karşılığını söylemek mümkün değildir. Tüm dünyada yatırımcısı olan ve yatırımcı sayısı giderek artan bu para birimi hakkında uzmanlar ‘zenginde edebilir, batırabilir de’ şeklinde konuşuyor. Yani ilerisi için net bir tespit yapılabilecek bir para birimi değil. Bitcoin, somut bir varlığı olmayan sanal para birimidir ve günümüzde yasalar tarafından desteklendiği söylenemez.

    Bitcoinlerin izinin sürülemez olması büyük dezavantajlarındandır. Çünkü bu para birimiyle yasal olmayan alışverişler yapmak için ortam oldukça uygundur. Bu sebeplerden dolayı bitcoin alım satımı fazlasıyla uğraştırıcı ve zordur. Kazandığımız bitcoinleri harcama alanı dardır. Çünkü bahsettiğimiz para birimini ödeme aracı olarak kullanabileceğimiz çok fazla yer yoktur.

    Bu dezavantajların yanında tabi ki avantajları da vardır. Mesela enflasyonla çökme riski yoktur. Para transferleri daha güvenli, daha ucuz ve daha hızlıdır. Üstelik taşınması son derece kolaydır.

    Bitcoin piyasada sınırlı sayıda bulunmaktadır. Temeli tamamen matematiksel formüllere dayanır. Bu formül herkese açıktır ve isteyen herkes rahatlıkla ulaşabilir. Madencilik yaparak bitcoin kazanmak istiyorsanız bir miktar para ve zaman harcamanız gerektiğini bilmelisiniz. Kullanacağınız cihazlar tam donanımlı ve yüksek kapasiteli bilgisayarlar olmalıdır. Kazandığınız bitconleri kullanabilmek için sanal cüzdan gerekmektedir. Sanal cüzdan internet üzerinden kolaylıkla oluşturulabilir. Bunun için kişisel bilgilerinizi vermeniz gerekmez ve istediğiniz kadar sanal cüzdan oluşturabilirsiniz. Oluşturduğunuz cüzdan ile para gönderimi, para alımı hatta alışveriş bile yapabilirsiniz. Eğer sanal cüzdan oluşturmazsanız kazandığınız bitconler bilgisayarınızın çökmesi durumunda kaybolabilir. Cüzdanınızın güvenliği için şifrelemeyi ve yedeklemeyi asla unutmayın.

    Bitconlerin değeri piyasadaki arz-talebin artmasına göre yükseliş, azalmasına göre düşüş yaşıyor. Eğer bitcoinlerin değeri arttığında bozdurursanız kar elde etmiş oluyorsunuz.

    Sanal para birimi olan bitcoinin güvenilirliğine değinecek olursak. Yapılan her işlem baştan sona şifrelenir. Kullanıcı hataları dışında sistemde hiçbir güvenlik açığı yoktur. Kullanıcıların yapması gereken bitcoinle gerçekleştirilecek işlemelerin geri dönüşü olmadığını bilerek tedbirli adımlarla ilerlemesidir.

  • ERP HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER?

    Biliyorsunuz ki teknoloji her geçen gün daha da gelişiyor. Bu yüzden iş dünyasında bilgi
    teknolojilerinin şirketlerdeki kullanımı da her alandan ve her ölçekten işletmeler için kaçınılmaz hale
    gelmiştir. Bilgi teknolojilerinin, şirketlerin farklı özellikleri için kullanılması bilgisayarlar ve
    sistemlerinin ilk kullanımından bu yana hızlı bir şekilde devam etmektedir. Oldukça hızlı bir şekilde
    değişip gelişen bu rekabet şartları işletmelerdeki ihtiyaçların da artmasına sebep olmuştur. Bu artış ile
    şirketlerde çeşitli işletme işlevlerini bir arada ve birbiriyle uyumlu olarak yürütülmesine de gerek
    duyulmaya başlanmıştır.
    ERP kurumsal kaynak planlaması veya işletme kaynak planlaması olarak tanımlanır. Kurumsal kaynak
    planlaması farklı sektörlerdeki ve çeşitli birimlerdeki işletmelerin kullandığı stok kontrolü, üretim ve
    tedarik yönetimi, muhasebe süreçlerinin birbiriyle bağlantılı hale getirildiği sistemlerdir. İşletmelerin
    bütün verilerine bir araya getirir. ERP yazılımları firmalar için oldukça faydalı ve kullanışlı sistemlerdir.
    ERP sistemleri sadece üretim alanında kullanılıyor diye bilinmektedir. Fakat günümüzde bu sistemler
    çok geniş alana yayılmıştır. Genel olarak farklı verilerin saklandığı bütünleşik veri tabanı kullanırlar.
    ERP sistemlerinin genel özellikleri şirketlerin alanına ve büyüklüğüne değişiklik göstermektedir.
    -Fonksiyonel bir yapıya sahiptir.
    -Tüm sektörleri hedef alan, kurulum sırasında şirketlere göre özelleştirilebilen yazılım paketleridir.
    – İşletim sistemi ve donanımdan bağımsızlardır, fakat ERP üreticilerinin önerip onayladığı donanım ve
    yazılımlar ile birlikte kullanılması, oluşabilecek riskleri en aza indirir.
    -Tekrar eden ve sürekli olan iş süreçlerini destekler.
    Eğer işletmenizin bir ERP sistemine ihtiyacının olduğunu düşünüyor ve şirketinizi başarılı bir şekilde
    yönetmek istiyorsanız, işini son derece başarılı ve titiz bir şekilde ilerleten Tetraport size bu konuda
    yardımcı olacaktır. Şirketinizin ihtiyaçları doğrultusunda sadece bugün ki değil ilerdeki iş potansiyelini
    de göz önünde bulundurarak ERP çözümü üretmeye hazırız.

     
     
     
  • KOLEKTİF ŞİRKET NASIL KURULUR?

    KOLLEKTİF ŞİRKET NEDİR?

    6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu?nun 153 üncü maddesinde ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek maksadıyla sadece gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirisinin mesuliyeti şirket alacaklarına karşı tahdit edilmemiş olan şirketin kolektif şirket olduğu belirtilmiştir.

    KOLEKTİF ŞİRKET NASIL KURULUR?

    Ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanan ve en az iki kişiyle kurulabilen kolektif şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya hiç olmazsa ortaklardan birinin adı ve soyadıyla şirketi ve nevini gösterecek bir ibareyi ihtiva etmektedir.

    Kolektif şirketlerin kuruluş aşamasında aşağıdaki hususları yerine getirmek zorundadırlar:

    1. Ticaret unvanı seçmek,(Ticaret Unvanı Seçerken Dikkat Edilecek Hususlar)
    2. Ticaret unvanını ve ortakların şirket unvanının altına atacakları imzalarını notere tasdik ettirmek,
    3. Şirket sözleşmesinin on beş gün içinde şirketin faaliyet gösterdiği bölgede yetkili olan ticaret sicili memurluğuna tescil ettirmek ve noter tasdikli imza beyannamesini teslim etmek,
    4. Bütün ortakların fotoğraflı nüfus cüzdanlarının ticaret sicili memurluğuna teslim etmek,
    5. Türk Ticaret Kanunu?nun 157 nci maddesinde gösterilen bilgileri içeren kayıt beyannamesini ticaret sicili memurluğuna teslim etmek,
    6. Ticaret Sicili Tüzüğü?nün 29 uncu maddesine göre düzenlenecek olan taahhütnameyi ticaret sicili memurluğuna teslim etmek,
    7. Şirket kurucularının onaylı nüfus cüzdanı sureti ile ikametgâh ilmühaberlerini ticaret sicili memurluğuna teslim etmek,
    8. İşletmenin faaliyet gösterdiği bölgedeki yetkili olan ticaret odasına veya ticaret ve sanayi odasına kaydolmak,
    9. İşletmenin ve ticaret unvanının tescil edildiğini gösteren ilanın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlatmak,
    10. Vergi dairesi ve sosyal güvenlik kurumu kayıtlarını gerçekleştirmek.

    KOLEKTİF ŞİRKET KURULUŞ İŞLEMLERİ

    Kolektif şirketlerin tescil ve ilan ettirecekleri şirket sözleşmelerinde 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu?nun 155 inci maddesi gereğince aşağıdaki hususların yer alması gerekmektedir:

    1. Ortakların ad ve soyadları, adresleri, uyrukları,
    2. Şirketin ticaret unvanı,
    3. Şirket merkez adresi,
    4. Şirketin işletme konusu,
    5. Ortakların taahhüt ettikleri sermaye miktarları,
    6. Şirketi temsile yetkili kişilerin ad ve soyadları ile temsil şekilleri.
     
     
     
  • Kurumsal Siber Güvenlik Nasıl Oluşturulur?

     

    Güvenlik tavrı, kurumun her köşesine taşınmalı; İnsan Kaynaklarından Muhasebeye veya Mühendislik birimlerine kadar her çalışanı kapsamalıdır. Ayrıca, şirket dahilindeki her türlü girişimde olduğu gibi, yönetici teşviki kritik önem taşır.

    İdari yönetim ve insan kaynakları, çalışanlar için düzenli olarak eğitim programları yürütmelidir. Çalışan eğitimine ara verilmemelidir ki siber güvenlik üzerine yaptığınız vurgu her zaman etkili ve net olarak kalsın.

    Her ne kadar siber güvenlik çoğu zaman insanları, süreçleri ve teknolojileri bir araya getirerek elde edilse de, bir adım geri atmalı ve daha temel sorularla başlanmalıdır: Fiziksel erişim konusunda ne yapmalıyız? Çalışanlarımız fiziksel erişim hakkında ne biliyor? Çalışanlarımız fiziksel erişim güvenliği hakkında ne biliyor? Sosyal mühendislik içeren saldırılara karşı nasıl yeni güvenlik katmanları oluşturabiliriz? Çalışanların yeterliliğini nasıl ölçeriz?

    TUTARLI MESAJ

    Evet, ilk olarak eğitim ve farkındalıkla başlıyoruz ama yönetici desteğiyle başlayan bir siber güvenlik ve istikrarlı eğitim programlarıyla desteklenmiş daha yerleşik bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Tıpkı eğitiminde olduğu gibi, yazılı zorunlu kurallar idari yönetimden insan kaynaklarına, daha sonra üst yönetime, orta yönetime ve vs. herkesi kapsamalıdır. Eğer güvenlik mesajınızı iletmede kararlı olursanız, kurumun çalışma kültürüyle nasıl entegre hale geldiğini gözlerinizle göreceksiniz.

    Özellikle bir konu var; o da klavyeyi kilitlemeden yerinden ayrılanların diğer çalışanlar tarafından bu ?güvenliksiz? hareketi için uyarılması. Tıpkı üretim bandında yanlış yapan bir çalışanın uyarılmasında olduğu gibi. Ya da, tesise kendi giriş kartıyla başkalarını sokanların engellenmesi ve herkesin kendi güvenlik kartını kullanması gibi.

    Bir güvenlik kültürü oluşturmak, sadece eğitim ve öğretimle ulaşılabilecek bir hedef değildir. Aynı zamanda günlük antrenmanlar da düzenlenmelidir. Kritik altyapı, üretim, taşıma, uzak iletişim, finans, hastaneler, sağlık hizmetleri ve enerji kaynakları gibi bazı sanayilerde güvelik harika olmasa da iyi düzeydedir ve giderek de iyileşmektedir. Fakat küçük ve orta boy işletmelerde atılması gereken daha çok adım var.

    Bir keresinde tanıdığımız bir arkadaşımız, çalıştığı şirketin veri tabanıyla alakalı olarak bir fidye yazılımı saldırısına uğradı. Probleme çözümsel açıdan baktığımızda, veriyi geri yüklemenin boşa harcanacak bir çaba olacağını anlamamız uzun sürmedi. Çünkü fidye yazılımı aynı zamanda ana veri tabanını da etkilemekle kalmamış; yedekleme veri tabanlarını, operasyonları, finansı, muhasebeyi ve insan kaynaklarını da rehin almıştı. Herkesin aklının köşesinde bir yerde güvenlik algısını tuttuğu bir çalışma ortamı yaratılmamıştı. Gerisi ise çorap söküğü gibi geldi ve şirketi tam bir siber güvenlik kabusuyla yüz yüze bıraktı.

    SİBER GÜVENLİK KÜLTÜRÜNÜN TEMEL UNSURLARI

    Güçlü bir siber güvenlik kültürü oluşturmak insanlarla başlar ve tutarlı ölçüde gayret ve zaman ister. Aşağıda sağlıklı bir siber güvenlik kültürünün gerektirdiği başlıca unsurları bulacaksınız:

    1. İdari destek ? Bunun anlamı gerçek bir destek, sadece destekten bahsetmek değil. Yani şirket liderleri; bütçe ayırma, belli başlı kurumsal roller oluşturma, herkese açık destek iletişimi kurma ve hedeflere ulaşmayla gerçekten siber güvenlik için etkin bir seviyede olmalıdırlar.

    2. Kurallar ve prosedürler ? Bu genelde insan kaynaklarıyla ilgilidir ve bu alandaki iyi şirketler, siber güvenlik üzerine çalışanları için net kurallar ve alışkanlıklar yürütürler. Yani, fiziki güvenlikten USB çubuklarının kullanımına kadar her şeyin ?Yapılacakları ve Yapılmayacakları? çıkarılır.

    3. Eğitim ? Bir kurallar kılavuzu hazırlayıp duvardaki rafa tozlanmaya bırakmak yermez; şirketler bünyelerine çalışan eğitimi ve farkındalık programları eklemelidir. Bunlar içinde video gösterimleri, sınıf eğitimleri, Web tabanlı veya diğer eğitimler de olabilir. Burada önemli olan şey, vazifenin işlevine göre uygun eğitimler verilmeli ve bu eğitimler en az yılda bir kere yenilenmelidir. Ayrıca çalışan katılımı gözlenerek, içeriğin çalışanlara ulaştığından emin olunmalıdır.

    4. Sınama ? Çalışan özverisini ölçtüğünüz sınavlar ve testler ciddi bir siber güvenlik kültürü yaratılabilir. Bu testler içinde ?phishing? egzersizleri ve diğer dahili sınavlar yer alabilir. Mesajı almada çalışan özverisini takip ederek eğitimi ve katılımı gözlemleyebilirsiniz. Ödüller, cezalar ve diğer bilgilendirmelerle çalışanları angaje edebilir ve hatta bunu eğlenceli bir şekilde bile başarabilirsiniz.

    5. İletişim ? Siber güvenlik sürekli biçimce şirketin konu başlıklarında biri olarak kalmalıdır. Dahili duyurular, posterler, hikayeler ve diğer bilgilendirmeler, sağlıklı bir kültürün yeşermesinde yardımcı olacaktır.

    Siber güvenlik cephesinin ilk ve en önemli unsuru insanlardır. Bu konuda herkesi ortak bir paydada toplamak ve rollerini anlamalarına yardım etmekle risk düzeyini düşürecek ve şirketin büyümesine ve güçlenmesine katkı sağlayacak yeni fikirlerin özgürce gelişmesine yardımcı olacaksınız.

  • KVKK Danışmanlığı ,Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kişisel Veri Nedir?

    Bir bireyin etnik kökeni, politik düşünceleri, dini inançları, ticari ilişkileri ve üyelikleri, biyometrik datayı da kapsayan genetik verileri, sağlık bilgileri gibi tanımlanmasına katkı sağlayan önemli bilgiler kişisel veri olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda sadece bireyin adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi onun kesin teşhisini sağlayan bilgiler değil, aynı zamanda kişinin fiziki, ailevi, ekonomik, sosyal ve sair özelliklerine ilişkin bilgiler de kişisel veri sayılmaktadır. Bir kişinin belirli veya belirlenebilir olması, mevcut verilerin herhangi bir şekilde bir gerçek kişiyle ilişkilendirilmesi suretiyle o kişinin tanımlanabilir hale getirilmesini ifade eder. Yani verilerin; kişinin fiziksel, ekonomik, kültürel, sosyal veya psikolojik kimliğini ifade eden somut bir içerik taşıması veya kimlik, vergi, sigorta numarası gibi herhangi bir kayıtla ilişkilendirilmesi sonucunda kişinin belirlenmesini sağlayan tüm halleri kapsar. İsim, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, genetik bilgiler gibi veriler dolaylı da olsa kişiyi belirlenebilir kılabilme özellikleri nedeniyle kişisel verilerdir.

    (Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı (1/541) ve Adalet Komisyonu Raporu)

    KVKK Yerel Bir Mevzuat mıdır?

    Çok özgün sayılmayan 6698 sayılı bu kanunumuzun ilham kaynağı olan EU GDPR (Avrupa Genel Veri Koruma Yönergesi) da tıpkı 6698 sayılı KVKK gibi 2018 yılı baharına kadar hazırlıkları tamamlamış olma konusunda veri toplayan kurumlara gün vermiş durumdadır. 6698 sayılı KVKK, Avrupa’daki muadili GDPR ile birlikte veri sorumlusu olarak adlandırılan kurumları epeyce etkileyecek ve iş yapma pratiklerini epey dönüşüme uğratacak bir öneme sahiptir.

    KVKK’nın Getirdiği Düzenlemeler

    6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, sahibinin izni olmadan kişisel verilerin işlenmesini önleyecek düzenlemeler getirmektedir. Bu kanuna göre bireylerin izni olmadan verilerinin işlenmesi suç olarak değerlendirilmektedir.

    İlgili kurumun bireyin iznini almak istemesi halinde hangi tür verileri alıp hangi amaçlarla kullanacağına dair açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirme yapması gerekmektedir. Aynı zamanda bu bilgilendirme, verilerin kimlerle paylaşılacağı ve ne zamana kadar saklanacağı konularını da kapsamalıdır.

    Bu düzenlemeyi yürütmek üzere oluşturulan Kişisel Verileri Koruma Kurulu verileri toplayan/işleyen kurumları 6698 sayılı KVK kanunu ile kayıt altına alıp regüle edecek. Bilgilerini alıp işleyen/işleten kurumlar ile problem yaşayan veri sahipleri bu resmi kuruma başvurup şikâyette bulunabilecek. Bu kurul, yukarıda bir kısmı belirtilen kuralları uygulamayan kurumlara altı sıfırlı rakamlarla para cezası vermek ve hatta bazı durumlarda kusur, ihmal ve kötü niyet sahibi yetkililere hapis cezasının yolunu açmak gibi yaptırımları uygulama yetkisi olan bir kurum olarak tanımlanmaktadır.

    KVKK’ya neden ihtiyaç duyulmuştur.

    KVKK Hangi Kurumları İlgilendiriyor?

    Gerçek bir kişi ile bağlantısı kurulabilecek yukarıda tanımı verilmiş kişisel verileri alan ve saklayan her kurum bu kanunun kapsamına girmektedir. Bu nedenle bu tür süreçleri işleten kurumların kanuna uyum için bir dizi çalışma yapması gerekmektedir.

    Kanuna Uyum için Yapılması Gerekenler

    Yapılacak çalışmalar şöyle listelenebilir:

    – Tüm bilgi varlıklarının gizlilik, bütünlük ve erişilebilirlik gibi güvenlik işlevlerini sağlamak, yani Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi (BGYS) standartlarına göre çalışmak
    – Müşterilerden alınan/alınacak veri türlerini belirlemek üzere stratejiler oluşturmak
    – Bir veri envanteri oluşturmak

    – Geçmişe dönük olmak üzere- ağ sistemlerindeki yapılandırılmış / yapılandırılmamış TÜM verileri tespit etmek
    – Kayıt altına alınmış kişisel verileri niteliklerine göre sınıflandırmak
    – Geçmişe dönük olmak üzere- verisi saklanmak istenen TÜM müşterilere ulaşmak ve kurumun niyetleri konusunda müşterileri bilgilendirmek
    – Veri işleme amaçları konusunda bilgilendirilen çalışanlar ve müşterilerin rızasını makul yöntemlerle almak
    – Yukarıdakilerin tamamını sürdürülebilir şekilde uygulamak için teknolojiler, politikalar ve sistemler geliştirmek
    – Belli dönemlerde değerlendirme, gözden geçirme ve iç denetim faaliyetleri gerçekleştirmek
    – Belli aralıklarla sistemlerin güvenliğini ve verilerin korunmasını sağlamak adına Penetrasyon/Sızma Testi gibi etkili çalışmalar yapmak
    – İç denetimler, Penetrasyon Testi vb. uygulamalar sonrasında elde edilecek sonuçlar ile kurum yönetim sistemine sürdürülebilirliği sağlayıcı katkılar yapmak

  • Vergi Usul Kanunu Tebliğlerine göre e-Fatura, e-Defter ve e-Arşiv tanımları nedir?

               Vergi Usul Kanunu Tebliğlerine göre e-Fatura, e-Defter ve e-Arşiv tanımları aşağıdaki gibidir

    • E-fatura, 397 sıra lu VUK Genel Tebliğinde yer alan şartlara uygun olan ve elektronik belge biçiminde oluşturulmuş fatura olarak tanımlanmaktadır. E-Fatura, yeni bir belge türü olmayıp, kağıt fatura ile aynı hukuki niteliklere sahiptir.
    • Elektronik arşiv ise 433 No.lu VUK Genel Tebliğinde yer alan şartlara uygun şekilde

    elektronik ortamda oluşturulan faturanın elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi anlamına gelmektedir E-Fatura, e-fatura sistemine kayıtlı olan mükelleflere düzenlenirken, e-arşiv olarak düzenlenen fatura e-Fatura Uygulamasına kayıtlı olmayan vergi mükelleflerine ve vergi mükellefi olmayanlarla ilgilidir.

    • e-Defter ise Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince tutulması zorunlu olan defterlerin ilgili idareler tarafından belirlenen format ve standartlara uygun biçimde elektronik dosya biçiminde hazırlanması, bastırılmaksızın kaydedilmesi, değişmezliğinin, bütünlüğünün ve kaynağının doğruluğunun garanti altına alınması ve ilgililer nezdinde ispat aracı olarak kullanılabilmesine imkan tanımayı hedefleyen hukuki ve teknik düzenlemeler bütünü olarak tanımlanmaktadır.

    Bugüne kadar Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile yapılan düzenlemelerle aşağıdaki mükelleflere e-defter ve e-fatura uygulaması zorunluluğu getirilmiştir.

    • Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlar,
    • Petrol Piyasası Kanunu kapsamında madeni yağ lisansına sahip olanlardan 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 25 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar,
    • Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal

    edenler,

    • Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (III) sayılı listedeki malları imal, inşa veya ithal edenlerden 2011 takvim yılında mal alan mükelleflerden 31/12/2011 tarihi itibariyle asgari 10 Milyon TL brüt satış hasılatına sahip olanlar,
    • Elektronik fatura ve elektronik defter uygulamasına geçme zorunluluğu getirilen mükellefler; tam bölünme, birleşme (devralma şeklinde birleşme ve yeni kuruluş şeklinde birleşme) veya tür (nev?i) değişikliğine gitmeleri halinde devrolunan veya birleşilen tüzel kişi mükellefler ile tam bölünme veya tür (nev?i) değişikliği sonucunda ortaya çıkan yeni tüzel kişi mükellefler,
    • 2014 veya müteakip hesap dönemleri brüt satış hasılatı 10 Milyon TL ve üzeri olan mükellefler,
    • Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli I sayılı listedeki malların imali, ithali, teslimi vb. faaliyetleri nedeniyle Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’ndan lisans alan mükellefler (Bayilik lisansı olanlar, münhasıran bu lisansa sahip olmaları nedeniyle bu kapsamda değerlendirilmez).

            Hazine ve Maliye Bakanlığı, e-defter, e-arşiv ve e-fatura uygulamasına dahil olan mükellef sayılarını artırmayı hedeflemektedir. Bu kapsamda halen Gelir İdaresi Başkanlığı internet sayfasında1                   yayınlamakta olduğu Vergi Usul Kanunu Tebliği taslaklarında e-defter, e-fatura ve e-arşiv uygulamasının yaygınlaştırılmasına ilişkin düzenlemelere yer vermektedir.

    Halen yürürlükte olan Vergi Usul Kanunu Tebliğleri ile taslak düzenlemelere göre, bu uygulamaların yaygınlaştırılmasının genel çerçevesi aşağıdaki gibidir.

  • Web Tasarımı Nedir?

    Web Tasarımını özetle, bir web sitesinin görsel ve kodsal bölümlerinin oluşturulması şeklinde tanımlayabiliriz.

    Bu işlemlerin tamamlanmasıyla birlikte ortaya aktif durumda bir web sitesi çıkacaktır. Web tasarımı işleminin gerçekleşmesinin ardından, son kullanıcılar bir web tarayıcısı yardımıyla internet üzerinden web sitesine erişebilirler.

     

    Web Tasarımın Unsurları

    Web tasarımında, belirli ana noktalar belirlenerek oluşturulan bir çalışma prensibi vardır. Şimdi bu unsurları inceleyelim:

     

    Düzen

    Kullanılacak görsel ve metinler belirli bir düzende olmalıdır. Web sitelerinin önem verdiği noktalardan biri de, sitelerine gelen ziyaretçilerin aradıkları bilgiyi kolayca bulmalarını sağlamaktır. Bu durum, tasarımın dengeli, tutarlı ve bütünlüğünü düzen içinde korumasıyla beraber geçerli olacaktır.

     

    Renk

    Renk seçimi yaparken bazı değişkenler vardır. Sitenin kuruluş amacına, sektörüne bağlı olarak uyumlu renk seçimleri yapılabilir.

     

    Grafikler

    Grafikler logo, fotoğraf, clipart veya simgeler şeklinde web tasarımında kullanılabilir. Sayfanın açılış hızını etkilemeyecek boyutlarda, sıkışık bir düzen içerisinde olmadan ve web sayfasının içeriği ile uyumlu olarak kullanılmalıdırlar.

     

    Fontlar

    Doğru yazı tiplerinin kullanımıyla web sitesinin tasarım kalitesini yükseltebilirsiniz. Özellikle “web-güvenli yazı tipleri” olarak bilinen font grubundaki yazı tiplerinin kullanılması doğru ve faydalı olacaktır.

     

    İçerik

    Web sitesini ziyaret eden kullanıcıları sitede tutmak için içerikler konusunda bazı çalışmalar yapmanız gerekecektir. Kullanıcıları şaşırtmak, onların ilgisi çekmek için istediklerini onlara vermelisiniz. Bu durum gerçekleştirildiği zaman kullanıcılar sitede daha çok vakit geçireceklerdir.

     

    Kullanıcı Dostu Web Tasarım

    Web sitesi geliştirirken bir siteyi görsel olarak etkileyici hale getirmek adına, web tasarımda olması gereken unsurlarla birlikte her daim son kullanıcı da düşünülmelidir. Kullanıcı dostu arayüzler elde etmeniz gerekmektedir.

     

    Navigasyon

    Web tasarımıkullanıcılar için verimli, ihtiyaç duydukları bilgiyi bulabildikleri, sitenin içinde kolaylıkla hareket edecekleri şekilde kurgulanmalıdır.

     

    Multimedya

    Video ve ses uyaranları kullanıcıların kolay ve hızlı bir şekilde bilgiler algılamasını sağlayabilir. Bu uyaranları doğru kurgulayarak kullanıcıların trafiğini uzatmasını sağlayabiliriz.

     

    Uyumluluk

    Farklı tarayıcı ve işletim sistemlerinde web sitenizin sorunsuz bir şekilde aynı performansı verebilmesi için sayfanızı bu doğrultuda tasarlamaya özen göstermelisiniz.

     

    İnteraktif

    Web tasarımı yaparken kullanıcı yorumlarını da siteye dahil ederek kullanıcılarla interaktif bir iletişim kurabilirsiniz. E-posta formları ve e-bülten kayıtları sunarak kullanıcılarla sürekli etkileşim halinde olabilirsiniz.

    Yazımızda bahsettiğimiz bilgiler ışığında oluşturacağınız tasarımla doğru bir web sitesi oluşturabilirsiniz. Nitekim, sitenin kullanım amacı da tasarım yapılırken önemli bir referans olacaktır.